ücretsiz 2
ücretsiz

Yol Gösteren Kişi

Maksadımız, yol levhası olmaktır. Levhanın maddi değeri önemli değil, ama gösterdiği istikamet çok önemlidir. Büyüklerin, Ehl-i sünnet âlimlerinin yolunu gösteren levha çok kıymetlidir. Bu istikamete giden ve o büyüklere uyan, Cennete girer. Ehl-i sünnet âlimleri, istirahatlerini, zevklerini terk ettiler. Gece gündüz çalıştılar. Kitaplar yazdılar, nasihat ettiler. İnsanlar, akın akın onlara geldiler. Kitaplarını okuyup hidayete kavuştular.

Yol Gösteren Kişi
  • 05 Eylül 2019, Perşembe 15:34

Bir gün evliya bir zatın dergâhına yağız bir genç gelir. Sert şekilde der ki:
— Bu dergâh ne iş yapar?
Mübarek zat, gülümseyerek der ki:

Sizi bizi Müslüman yapar.
Yahu biz Müslüman değil miyiz?
Hâşâ elbette hepimiz Müslümanız, ama yetmiş üç türlü Müslümanlık var. Bu dergâh, İslamiyet’in doğrusunu öğretiyor, Ehl-i sünnet yolunu gösteriyor. Bu yolun büyüklerinin kitaplarını yayıyor. Bu büyüklerin sevgisini veriyor. İnsanların bozuk itikatlarını düzeltip, onları Resulullah efendimize götürüyor.
İyi de öteki gruplar da aynı şeyi söylüyor. Hepsi de, kendilerinin doğru yolda olduklarını iddia ediyor. Hangisinin doğru olduğunu nereden bileceğiz? Onlarla sizin aranızdaki fark nedir?
Onlar, (Bize gel, biz seni kurtarırız) diyorlar. Biz ise, (Gel, beraber Ehl-i sünnet âlimlerine gidelim, onlar sizi de bizi de kurtarır) diyoruz.
İşin özünü anlayan genç, (Tamam şimdi oldu) der. Bundan sonra dergâhtan ayrılmaz, bütün hayatını bu hizmetlere verir.
Başkalarından önce kendimizi kurtarmaya uğraşmalıyız, sonra da, insanları kurtaracak olan İmam-ı Gazali, Abdülkadir-i Geylani, İmam-ı Rabbani, Halid-i Bağdadi hazretleri gibi büyüklere onları havale etmeye çalışmalıyız. Hiçbir zaman, (Gel bize tâbi ol, sizi ancak biz kurtarırız) gibi bir iddiada bulunmamalıyız. Sadece büyüklerin yolunu anlatmaya gayret etmeliyiz. (O büyüklerin kitapları, nasihatleri işte burada, onları okuyarak beraber kurtulalım, yoksa bizim sizden bir farkımız yok) demeliyiz.
Maksadımız, yol levhası olmaktır. Levhanın maddi değeri önemli değil, ama gösterdiği istikamet çok önemlidir. Büyüklerin, Ehl-i sünnet âlimlerinin yolunu gösteren levha çok kıymetlidir. Bu istikamete giden ve o büyüklere uyan, Cennete girer.
Ehl-i sünnet âlimleri, istirahatlerini, zevklerini terk ettiler. Gece gündüz çalıştılar. Kitaplar yazdılar, nasihat ettiler. İnsanlar, akın akın onlara geldiler. Kitaplarını okuyup hidayete kavuştular.
İslam âlimlerini tanıyan ve yollarında olan seçilmiş kimselere her şey verilmiştir. Ne kadar şükredilse azdır.
Allahü teâlâ, büyük zatlara tâbi olan kimseyi, hayvan değil insan, kâfir değil Müslüman, bid’at ehli değil Ehl-i sünnet olarak yaratmıştır. Ayrıca Ehl-i sünnetin içinde de İmam-ı Rabbani hazretleri gibi büyük zatların yolunu tanımayı nasip etmiş, verilmedik bir şey bırakmamıştır. Bize ihsan edilen bu nimetlere şükredip o yolda ilerlemeye çalışmalıyız.

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Eshab-ı kiramdan Hazret-i Dıhye, Resulullah’ın İslam’a davet eden mektubunu Şam’daki Rum kayseri Herakliyüs’e getirdi. Herakliyüs, bir gün önce, Mekke’den Şam’a gelen ve henüz Müslüman olmamış olan Ebu Süfyan’ı sarayına çağırıp sordu:
Medine’de birisinin peygamberlik iddia ettiğini işittim. Bu zat, şehrin ileri gelenlerinden midir?
Hayır, değildir, öksüz ve yetim birisidir.
Ondan önce, başkası da böyle iddiada bulundu mu?
Hayır, böyle bir iddiada bulunan olmadı.
Dedeleri arasında, melik ve emîr olanlar var mıdır?
 Hayır, yoktur.
Kendisine tâbi olanlar zengin midir, fakir ve âciz kimseler midir?
 Genelde fakir ve aciz kimselerdir.
 Çalışmaları ilerliyor mu? Sayıları artıyor mu?
 Evet, sayıları artıyor.
 Savaşlarında galip oluyor mu?
Evet, galip oluyor.
 Dinine girdikten sonra ayrılanlar oluyor mu?
Ölüyorlar da dinlerinden ayrılmıyorlar. 
Sözünde durmadığı, yalan söylediği oluyor mu?
 Hayır. Hiç yalan söylemediği için kendisine Muhammed-ül-emin denirdi, fakat şimdi peygamberim diye yalan söylüyor. Bir de bir gecede Kudüs’e ve göklere gidip geldiği yalanını söyledi.
Bu sözlerinin hepsi, Onun gerçek peygamber olduğunu gösteriyor.
Herakliyüs, mektupta bildirilenlere iman ettiğini hazret-i Dıhye’ye bildirdi. (Fakat iman ettiğimi millete bildirmekten korkuyorum. Bu mektubu falanca rahibe götür. O, çok şey bilir. Onun da iman edeceğini sanıyorum) dedi. Rahip, Resulullah’tan gelen mektubu okuyunca, hemen iman etti. Oradakilere de iman etmelerini söyleyince kendisini öldürdüler. Hazret-i Dıhye, Herakliyüs’e gelip olanları bildirince, (Beni de öldüreceklerini bildiğim için, iman ettiğimi açıklamadım)dedi. Resulullah’a mektup gönderip iman ettiğini bildirdi. Resulullah’a Herakliyüs’ün mektubu gelince, (Yalan söylüyor. Hristiyanlıktan ayrılmadı!) buyurdu.
Herakliyüs, daha sonra ileri gelenleri toplayıp, mektubu okuttu. Kendisinin Medine’de çıkan peygambere iman ettiğini açıkladı. Hepsi karşı çıkınca, onlardan özür diledi. (Maksadım, dinimize olan bağlılığınızın kuvvetini anlamaktı) dedi. Bu sözü işitince, hepsi kendisine secde ettiler, razı olduklarını bildirdiler. Saltanatını kaçırmamak için, küfrü imana tercih etti. Müslümanlarla savaşmak için, Mute denilen yere ordu gönderdi. Burada çok Müslüman şehid edildi.

 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

SON DAKİKA HABERLER

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

NAMAZ VAKİTLERİ

TAZİYELER

tümü
yukarı çık