ücretsiz 2
ücretsiz

Dua Rahmetin Anahtarıdır

Müminlerin Emiri İmam Ali (ra.) Kumeyl duasında buyuruyor: “Allah’ım! Dualarımın kabul edilmesini engelleyen günahlarımı bağışla!” Günah insanın Allah ile olan irtibatını kesiyor ve Kuran’da da geldiği üzere Hz. Âdem’in (a.s) Hak Teâlâ’nın dergâhından uzaklaştırılmasına neden oluyor.

Dua Rahmetin Anahtarıdır
  • 09 Eylül 2019, Pazartesi 11:36

İslam’da önemle vurgulanan konulardan biri de duadır. “(Resulüm!) De ki: Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin?”

Hatta bazı rivayetlerde dua ibadetin özü olarak ta açıklanmıştır. Bu kadar önem taşıyan bir amelin, elbette birtakım şartları olacaktır. Bu şartlar gözetilmediği takdirde dua ruhsuz bir amele dönüşür. Günahkâr birinin dua etmeye ve Allah’tan af dilemeye herkesten daha çok ihtiyacı vardır. Yalnızlığa itilmiş, günahlar içinde boğulmuş kimseler dertlerini açacak, kimseyle paylaşamadıkları sırlarını paylaşacak şefkatli bir dosta, feyiz ve rahmetinden yararlanacak olağanüstü güçlü bir sığınağa özlem duyarlar.

Dua, şefkatli dostun rahmet dergâhına açılan bir kapıdır. Allah’ın kullarına dua nimetini sunması, kendisiyle konuşup, dertleşme ve dualarına kulak verme olanağı tanıması onun sonsuz lütuf ve merhametinin nişanelerindendir. İnsan, hiç zaman kaybetmeden kulların yüzüne açılan bu sonsuz rahmet dergâhından yararlanarak dua ve münacata koyulmalıdır.

İmam Ali ra. buyuruyor; “O halde amel ediniz, Zira ameller (Allah’a) yükselir. Tövbe fayda verir, dua işitilir. Durum sakin, kalemler yazmaktadır. Ömrünüz sona ermeden, sizi işten alıkoyan hastalık çatmadan ve ölüm ansızın canınızı bedeninizden ayırmadan amele koşun.”
Hazretin bu buyruğundan da anlaşıldığı gibi insana her zaman tövbe ve dua etme fırsatı verilmiyor ve her zaman dualarda ilahi dergâhta kabul görmüyor. Ölüm gelip kapıya dayandı mı artık tüm fırsatlar elden çıkmıştır demektir. O anda yapılan tövbeler ve dualar insana bir fayda sağlamaz.

İmam Ali (ra.) şöyle buyuruyor; “İhtiyacını istemeye izin vererek hazinelerinin anahtarını eline vermiştir. İstediğin zaman dua ile nimet kapılarını açar, kurak yerleri sulayıp, hayat vermek için rahmetini istersin.  İcabet gecikti diye ümitsizliğe düşmemelisin.”

Allah’ın kullarına sunduğu en büyük lütuf ve merhametlerinden biri de dua ve ibadet fırsatıdır. Bundan daha önemlisi de kullarına dualarını kabul edeceğine dair söz vermesidir. “Rabbiniz şöyle buyurdu; Bana dua edin kabul edeyim.

İnsan şunu bilmelidir ki Allah’ın kullarının üzerine inen rahmeti dualarının vesilesiyledir. Kulluğun gereği dua ve ibadet etmektir, ilahlığın gereği ise lütuf ve merhamettir. Dua kul ile Allah arasında bir anahtardır. Kul, elindeki dua anahtarıyla Rabbinin rahmet hazinelerinin kapısını açar. Dua ve ibadetimizle ihtiyaç ve isteklerimizi yüce Allah’ın dergâhına sunarız. Kuraklık ve rahmet yağmuru inmediğinde yağmur duası ve namazına çıkılması tavsiye edilmiştir. Kıtlık ve kuraklık ve benzer durumlarda kullar âcizane, yaşlı gözlerle ellerini ilahi dergâha açtıklarında yüce Allah rahmet yağmurlarını onlara göndermiştir. Dini kaynaklarda bu konuları sıkça okumuşuzdur ve tarih boyunca da örnekleri görülmüştür. İnsan unutmamalıdır ki saadet, hayırlı akıbet, salih evlat, sağlık, ibadet tevfiki, hayır ve bereket sadece Allah’ın rahmet dergâhındadır ve bunları ancak duayla elde edebilir.

İmam Ali (ra.) oğlu İmam Hasan’a (ra.) yazdığı mektupta bu konu hakkında şöyle buyurmuştur; “Yere ve göklere tasarruf eden, af dileyip dua etmene izin vermiş, kabul etmeyi de üzerine almıştır. Vermesi için istemeni, merhamet etmesi için de merhamet dilemeni emretmiştir. Seninle arasına engel olacak bir kimseyi koymadı. Katında bir şefaatçiye muhtaç etmedi, kötü işlerinden sonra tövbe etmeyi yasaklamadı. Cezalandırılmanda acele etmedi. Dönünce kınamadı, rezil rüsva olmayı hak ettiğinde rezil rüsva etmedi, tövbeye yönelişinin kabulünde sana şiddetli davranmadı. Günahın sebebiyle seni zorluğa düşürmedi, rahmetiyle seni ümitsizliğe düşürmedi.  Aksine suçundan yüz çevirmeni bir iyilik saydı, yaptığın kötülüğe misliyle, ettiğin iyiliğe de on misliyle karşılık verdi. Sana tövbe ve hoşnutluk kapısını açtı. Çağırdığın zaman seslenişini duyar, fısıltıyla yalvardığın zaman da fısıldadığını işitir. O halde ihtiyacını O’na söyle, gönlündekini aç, dertlerini şikâyet et. Sıkıntılarını gidermesini iste, işlerinde O’ndan yardım dile.

Tüm bu buyruklar duanın rahmet anahtarı olduğuna dair yeterli değil midir? Allah’ın bizlere nasıl dua edeceğimizi öğretmesi ve onu kabul etme sözü vermesi duanın rahmet anahtarı oluşunun kanıtı değil midir?

Duanın kabul edilmemesinin sebepleri ise, edilen duanın kulun maslahatına uygun olmamasındandır. Çünkü bizler işlerin hakikatinden haberdar değiliz. Zira biz insanlar kendimiz için zararlı olan birçok şeyi zahire göre değerlendirip bizler için faydalı olduğunu düşünürüz.

Hâlbuki durum tam bunun tersinedir. Allah-u Teâlâ bizim maslahatımızı bizden daha iyi bilmektedir. İsteklerimizden bazıları dinimiz için zararlı olabilir. Allah varlıkların bütün işlerini bilendir ve bizim yaşamımızdaki işlerde varlık âleminin bir parçasıdır. Öyleyse O bizim şer ve hayrımızı bilmektedir ve bu sebeple bize şer olan bazı dualarımız kabul edilmemektedir. Bazen de dualarımızın kabulü ahirete kadar tehir edilir yani duamız ahirette kabul edilecektir.Rivayetlerde kıyamet günü, dünyada çok dua eden ve duaları kabul edilmemiş kimseler, çok mutludurlar.

Allah orada, onlara o kadar büyük nimet veriyor ki şöyle diyorlar: “keşke dünyada bir duamız bile kabul edilmiş olmasaydı.” Duanın kabul edilmemesinin bir diğer sebebi de, insanın günahlara bulaşmış olmasıdır.

Müminlerin Emiri İmam Ali (ra.) Kumeyl duasında buyuruyor: “Allah’ım! Dualarımın kabul edilmesini engelleyen günahlarımı bağışla!” Günah insanın Allah ile olan irtibatını kesiyor ve Kuran’da da geldiği üzere Hz. Âdem’in (a.s) Hak Teâlâ’nın dergâhından uzaklaştırılmasına neden oluyor. Duanın kabul edilmemesinin bir diğer nedeni de kötü sıfatların kalbe hükmetmesidir. Bu sıfatlar liyakati def ederek, yaratıcının rahmetinin üzerine yağmasını engelliyor.

Hased (kıskançlık), Su-i zan, tefrika, gıybet, ucb, kin duyguları ve kendini büyük görme gibi kötü ahlaki sıfatlar insanın duasının kabul edilmesini engelleyen etkenlerdir. Bazen de istenilen şeyler Allah’ın sünnetine aykırıdır. (Madde’nin kanunlarına terstir.) Muhal (imkânsız) olan bu isteklerde kabul edilmez.

 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

SON DAKİKA HABERLER

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

NAMAZ VAKİTLERİ

TAZİYELER

tümü
yukarı çık