ücretsiz 2
ücretsiz

Cennete Açılan Kapı

Büyüklerin etrafındaki insanlar çok kalabalık olabilir, ancak onlarla gönülden beraber olan insan azdır, çünkü çok kimsede ihlâs eksikliği olur. İhlâssız beraberliğin faydası çok olmaz.

Cennete Açılan Kapı
  • 06 Eylül 2019, Cuma 12:18

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Allahü teâlâ kendisine kavuşturacak, Cennete girilecek, tek açık kapı bırakmıştır. Bu tek kapı, Peygamber efendimizin mübarek kalbidir. Peygamberler dâhil herkes bu kapıdan geçmedikçe Allahü teâlâya kavuşamaz. Onun Peygamberliğini kabul etmeyen, kim olursa olsun, Cennete giremez. Peygamber efendimize zerre kadar benzemek, bütün dünya ve ahiret lezzetlerinden, nimetlerinden daha tatlıdır, daha üstündür. Allahü teâlâ Kur’an-ı kerimde mealen, (Allah ve melekleri, Resule salât ediyor. Ey iman edenler, siz de salât edin) buyuruyor. Allah’ın salât etmesi rahmet, meleklerinki dua, müminlerinki ise Onun şefaatini taleptir.
Allahü teâlâyı seven, Kur’an-ı kerim okumayı sever. Kur’an-ı kerim okumak ruhun gıdasıdır. Allah’ı seven, Onun bildirdiğiyle amel eder. Allah’ı seven, Habibine tâbi olur, Onu sever. Onu seven de Ona çok salevat okur ve sünnetine uyar.
Peygamber efendimiz, (Allah’ı anmadan, Peygambere salevat getirmeden toplanıp dağılmak, leşin başından dağılmak gibidir) buyuruyor.
Âhir zamanda bütün dünyayı küfrün zulmeti kaplar. Herkes bu havayı teneffüs etmeye mecbur olur. Bu pisliği çıkartmanın, bundan kurtulmanın yolu, birkaç arkadaş bir araya gelince dinden, imandan, Allahü teâlânın sevgili kullarından bahsetmektir. Böyle yapınca bu pislik çıkar, insan temizlenir, rahatlar. Müminler, Allah için bir araya geldiği zaman, isteseler de, istemeseler de Allah sevgisi mutlaka kalbden kalbe geçer.
Bir Müslüman, rüyasında imam-ı Şafiî hazretlerini görünce ona, (Efendim, bu dereceye, bu makamlara nasıl kavuştunuz, nasıl bu kadar büyük bir zat oldunuz, çok merak ediyoruz) diye sorar. İmam-ı Şafii hazretleri, (Merak ediyorsan yazdığım kitaba bak) buyurur. Başucunda onun yazdığı bir kitap vardır. İmam hazretleri sözüne devamla, (Ben, Peygamber efendimizin her ismi geçtiğinde “aleyhissalatü vesselam” diye salatü selam verdim. Hiçbir zaman Onun mübarek ismini salatü selamsız yazmadım. Rabbim bunun için bana bu makamı ihsan etti) buyurur. O mümin uyanıyor, kitaba bakıyor ki, İmam-ı Şafii hazretleri, Peygamber efendimizin isminin geçtiği her yerde, salevat-ı şerife yazmış.
Kendimizde ihlâs yoksa, Allah aşkı yoksa, başkasının kapısını çalmamızın ne faydası olur? Ne bize, ne ona hayır gelir, çünkü ihlâssızlık fitneye sebep olacak işler yaptırır. İhlâs olmayan yere, menfaat girer, dünya girer. İhlâs demek, ahiret için, Allah için çalışmak demektir. İmam-ı Gazali hazretleri vefat ederken, talebelerine son nasihat olarak, üç defa (İhlâslı olun) buyurmuştur. 
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Cenâb-ı Hak, kendisiyle kulu arasındaki günahları affeder veya cezalandırır, Rabbimizin bileceği iştir, ama kullar arasındaki günahlarda mutlaka adalet olacaktır. Yani ahirette, kul haklarından herkes hesaba çekilecektir. Ahirete giderken borçlu gitmek yerine alacaklı gitmeli. Zalim olarak değil, mazlum olarak gitmeli. Orada zalim verecek, mazlum alacak. Sevablarımızdan alacaklılara vereceğiz, sevabımız kalmazsa onların günahlarını yükleneceğiz. Ben haklıyım diyen çok kimse, orada haksız çıkacaktır.
Bir kimse, Ehl-i sünnet âlimlerinin, Silsile-i aliyye büyüklerinin yolunda, çok faydalı, çok çalışkan, gayretli, iyi hizmet ediyor olabilir. Böyle kıymetli, seçilmiş hali varken, yaptığı icraat iyi olsa da, kalb kırıyorsa, hizmetlerin faydasını görmez, büyük günaha girmiş olur. Hele aynı hizmette bulunan arkadaşlarını, yani hocasının talebelerini kırıyorsa, büyükler onu sevmezler, mübarek kalbleri ona karşı kırık olur. 
Gül toprakta biter, toprak olmadan gül yetişmez. Toprak tevazuyu temsil eder. Tevazusuz insanın verdiği ürün, gül değil diken olur.
Kim dünyadayken, hiç dünya menfaati olmaksızın, yalnız Allah için, kimi severse ahirette onunla beraber olacaktır. O halde seveceğimiz kimseyi, ona göre seçmeliyiz.
Büyüklerin etrafındaki insanlar çok kalabalık olabilir, ancak onlarla gönülden beraber olan insan azdır, çünkü çok kimsede ihlâs eksikliği olur. İhlâssız beraberliğin faydası çok olmaz.
Büyükler iki şeyi affetmez:
1- Saygısızlığı: Çünkü bu yolun başı, ortası, sonu edebdir. Edeb, Müslümanın bariz özelliğidir. Edebsiz insanda ne Allah sevgisi, ne kul sevgisi olur. Kalb kırması edepsizliğindendir. Edebsiz insan, tek başına kalmaya mahkûmdur. Edeb, haddini bilmektir.
2- Fitneyi: İnsanların arasını açan, dedikodu gıybet eden, kendisi mahvolduğu gibi başkalarını da mahvedebilir. Kimin başına ne geldiyse fitneden gelmiştir. Birisinin aleyhinde konuşulup fitneye sebep olunacağı zaman, (Allah’tan kork, sus!) diyebilen, yüz şehid sevabı alır. 
Fitne çıkarmak haramdır. İnsanları sıkıntıya sokan fitnelerden uzak durmalı. Her fitne bir parçayı götürür. En sonunda eseri bile kalmaz. Onun için dine hizmet etmek, yani insanlara iyilik etmek isteyen, önce kendine hizmet etmeli. Yani kendini hesaba çekmeli. İtikadı doğru mu, yediği içtiği helal mi? Ehl-i sünnet âlimleri ne bildirmiş, kendisi ne yapıyor? En etkili hizmet, edepli ve güzel örnek olmaktır. Yol tabelası gibi olmaktır. Tabela, yönü gösterir, fakat konuşmaz.

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

SON DAKİKA HABERLER

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

NAMAZ VAKİTLERİ

TAZİYELER

tümü
yukarı çık