Erbain kolye-erbain yüzük
ümmüsübyan ,çörek otu macunu

Allah'tan Tevbe Dilemek

Allah Teala, sık sık “hatadan dönün, tevbe edin ey insanlar” çağrısında bulunmakla da, günaha bulaşacağımızı peşinen belirtir. Peygamber Efendimizin buyurdukları gibi “Tüm Adem çocukları günahkârdır. Günahkârların en hayırlısı da en çok tevbe edenidir.”

Allah'tan Tevbe Dilemek
  • 30 Ağustos 2019, Cuma 15:07

Günahkârız, herşeyden önce bunu itiraf etmeliyiz.
Allah Teala, sık sık “hatadan dönün, tevbe edin ey insanlar” çağrısında bulunmakla da, günaha bulaşacağımızı peşinen belirtir.
Peygamber Efendimizin buyurdukları gibi “Tüm Adem çocukları günahkârdır. Günahkârların en hayırlısı da en çok tevbe edenidir.”
Bu bir müjdedir bize. Çünkü tevbe diye bir imkan önümüze konuyor. Bizi tertemiz yapacak, arındıracak ve yüceltecek bir imkan.
Sufiler tevbe ederken ve tevbeye çağırırken buradan hareket ederler.
Sıradan insanın tevbesi, günahlardan vazgeçip bir daha yapmamaya azmetmesidir.
Alimler, bildikleri ile amel etmedikleri için her an tevbe etmeliler.
Arifler, Zat-ı Celal’ın büyüklüğünden uzakta, O’nun (cc) hissedilmediği bir anı bile kayıp ve hüsran olarak kabul eder. Anlık bir gafleti bile tevbe ve istiğfar gerektiren bir hal olarak görürler. Hatta onlar “tevbeden bile tevbe” ederler. Hazret-i Rabia’nın belirttiği gibi “tevbelerimiz bile tevbeye muhtaç” derler.
Ama tüm Müslümanlar şu müjdenin bilincindedirler: “Eğer siz günah işlemez bir topluluk olsaydınız, Allah günah işleyen sonra tevbe eden, sonra yeniden günah işleyen ve yeniden tevbe eden başka bir topluluk yaratacaktı.”
Günah işlemek lanetlenmek değildir.
Günahın geri dönüşü vardır.
Tevbe bizim için devamlı açık tutulan bir kapıdır.
Günah ve isyan denizine batan ve cehalet karanlığında yalpalayan nice kimseler Nakşibendi-Haznevi tarikatının mürşidlerinin elinde hidayet bulup uçurumun kenarından kurtuldular. Şah-ı Hazne’den (ks) bu tarikatın günümüzdeki temsilcisi ve mürşidi Şeyh Muhammed Muta’ el-Haznevi hazretlerine kadar tüm Haznevi büyükleri, vakitlerini, mallarını hatta canlarını bu ümmetin çocuklarının selameti ve dünya ahiret saadeti için harcamaktan geri durmamışlardır. 
Bu amaçla dünyanın çeşitli ülkelerine seyahatlar yaparak irşad faaliyetlerini geniş bir alana yaymışlarıdır. Büyüklerimiz gittikleri tüm memleketlerde bu tevbe ve biat geleneğini sürdürmüş ve genç-yaşlı, kadın-erkek, zengin-fakir demeden tüm insanları bu nezih ve tertemiz yola davet etmişlerdir.
Tevbe O’nun (cc) cezasından affına, gazabından rızasına sığınmaktır. Ancak Allah’a iltica etmek yaratılmışları Yaratıcılarına yaklaştırabilir. Hakiki tevbe çabalarımız bizi ilk insan, insanların atası Hz. Adem (as) ile buluşturur, onun gibi varlık çölünde kızgın kumlarda, kalbinde aşk ve arayış ateşiyle, gözlerinde sel gibi akan yaşlar ile yalın ayak yürütür. Tevbemiz bizi onun ayak izlerinden götürmeli,
çünkü o pişmanlık gözyaşlarıyla Cenab-ı Allah’ın muhabbetini, mağfiretini ve rızasını aramıştır. O ayrılık acısını yaşıyordu ve Allah’tan sadece tek bir şey istiyordu: Af ve mağfiret.
Eğer tevbe, kişinin tüm kalbiyle Allah’a dönmesi, dünyadan ve içindekilerinden, aşağı arzularından, isteklerinden ve hırslarından feragat etmesi olarak idrak edilirse, o zaman kalbimizdeki aşk fısıltılarını duyurabiliriz. İşte bu kurbiyet, samimiyet diyarıdır.
Kalpteki tevbenin amelde de işaretleri olur. İmam Rabbani Hazretleri Mektubat’ında kul hakkının tevbesini şöyle izah eder: Kul hakkına yönelik bir zulüm taşımayan, Allah’ın hakkına yönelik olarak işlenmiş olan zina etmek, içki içmek, namahreme bakmak, abdestsiz mushafı tutmak ve bidate inanmak gibi günahların tevbesi, pişmanlık duymak, istiğfar etmek ve Allah Tealaya özür beyan etmek suretiyle olur. Bir farzın terk edilmesi şeklinde işlenmiş olan günahın tevbesi ise o farzın edasından sonra mümkündür.
Kul haklarına karşı işlenmiş günahların tevbesi öncelikle, haksızlığın ortadan kaldırılması, haksız olarak alınmış malların iadesi ve hak sahiplerinden helallik alınması ile mümkündür. Onlara iyi davranmak ve dua etmek gerekir. Şayet hak sahibi kimse ölmüş ise, onun adına Allah Tealadan mağfiret talep etmek ve iyilik yapmak, tevbeye konu olan mallarını çocuklarına ve varislerine geri vermek lazımdır. Eğer varisleri bilinmiyorsa haksız olarak alınan malın veya yapılan haksızlığın miktarı kadar hak sahibi veya haksız yere eziyet görmüş kimse adına fakirlere sadaka vermek gerekir.

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

SON DAKİKA HABERLER

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

NAMAZ VAKİTLERİ

TAZİYELER

tümü
yukarı çık