ücretsiz 2
ücretsiz

Kuran Okumanın sünnetleri

kuran sessiz okunur mu sorularla islamiyet, kuran okumanın adabı diyanet, kuranı gözle okumak, dudak kıpırdatmadan kuran okunur mu, bilgisayardan kuran okumak caiz mi, kuranı kerim okunurken nasıl davranmalıyız, ayakta bebek sallarken kuran okunur mu, kuranı içimizden okumak

Kuran Okumanın sünnetleri
  • 06 Şubat 2019, Çarşamba 9:27

KUR’AN OKUMA SÜNNETİ

  • Kur’an-ı Kerim okumak sünnettir. Ve her bir harfine sevap vardır.
  • Kur’an okumaya başlamadan önce abdest alıp, misvakla dişleri temizleyip ihlâs, tevâzu, sükûnet, huşu ve (tecvide riayet etmek şartıyla) güzel bir sesle kıbleye karşı dönüp tefekkür ederek okumak.
  • Eûzu besmele çekerek okumaya başlamak.Kur’ân okumaya sûre başından başlanırsa “Eûzû-besmele”yi okumak sünnet, sûrenin ortasından veya sonundan okumaya başlarken ise mendubtur.
  • Kur’an’nın şarkı, türkü gibi okunmaması.
  • Kur’ân okurken gelişi güzel uzatmalar, kısaltmalar, sesi dalgalandırmalar yapılmamalıdır.
  • Kur’an-ı Kerim’i ağır ağır/tane tane okumak.
  • Kur’an-ı Kerim’i kıraeti aşere dışında şaz rivayet üzere okumamak.
  • Peygamber efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) Kur’ân-Kerim’i bazen gizli, bazen açıktan okurlardı. Teğanni ve yüksek sesle tilavet etmezlerdi. Yüksek sesle okuduğunda dışarıdan işitilmez; sadece evin içinden işitebilirlerdi. Yani, normal sesle okurlardı.(Bazen gece) okumalarında evde okurken dışardan duyulduğu da rivayet edilmiştir.Resûlulah’ın ashabı Kur’ân okurken sesi yükseltmeyi kerih görürlerdi.
  • Ümmü Seleme: Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’in tilaveti; “kelime kelime”, “harf harf” belirgin şekilde idi. “Ayet sonlarında durarak, kesik kesik okurdu” Enes b. Malik de: “Medd ederek/uzata uzata okurlardı” dedi. Ve son derece güzel sesliydi. Bu hadislerden anlaşıldığına göre: Peygamber efendimiz’in kıraati; harflerin mahreçlerine riâyet ederek, tecvîd ile yavaş yavaş okumaktı.
  • Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) (âyet sonlarında durarak) kıraatini kesik kesik yapardı. “El-hamdu lillâhi Rabbil-âlemîn” okur, sonra dururdu. Sonra “Errahmânirrahîm” der, sonra durur. Daha sonra “Mâliki yevmiddîn” derdi.Aişe validemize onun nasıl Kur’ân okuduğu sorulmuş, o da: Eğer dinleyen saymak istese bütün harflerini sayardı, diye tarif etmiştir.Allahın gönderdiği bütün peygamberler güzel yüzlü ve güzel sesli idi. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) de güzel yüzlü ve güzel sesli olup, terci etmezdi.(Yani Kur’an-ı Kerim okurken sesini titretip dalgalandırmazdı.)
  • Kur’ân-ı Kerim’i okurken sesi güzelleştirmek sünnettir.Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) hoş bir sesle okurlardı.Nitekim o, “Kur’ân’ı seslerinizle süsleyiniz” buyurmuştur.
  • Çokça Kur’ân-Kerim okumak müekket sünnettir.Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) ashabına devamlı Kur’an âyetlerini okurdu. Hz. Ali (r.a.)’dan şöyle rivayet olundu:Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) cünüp olmadıkça bize Kur’an okurdu.
  • Kuran okumayı sevdikleri gibi; dinlemeyi de çok severlerdi.Kur’an-ı kerim okunurken konuşmak mekruhtur.Kur’an-ı Kerim’i okumak ibadet olduğu kadar, onu dinlemekte farz-ı kifaye olarak nitelenen bir ibadettir.
  • Kur’an okurken, (dinlerken) ağlamak buna muktedir olmayanın ağlar gibi yapması (hüzünlü olarak okuması) müstehabtır.Çünkü Kur’an okurken ağlamak ariflerin ve salih kulların alemetidir.
  • Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) Kur’an dinlediğinde ağlardı.
  • Peygamber efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) Kur’an okurken veya dinlerken,kabir başlarında, namaz kılarken, dua ederken gözyaşı döktükleri gibi, ölen sevdiklerine de sesiz bir şekilde gözyaşı döküp ağlamışlardır.)
  • Kur’an-ı Kerim’i okuduktan sonra Allah Teala’dan istekte bulunup dua etmek sünnettir.Hadisi şerifte şöyle buyrulur:Kuran-ı Kerim’i okuyan (okuduktan sonra ne dileği varsa onu vesile ederek) Allah’dan istesin. Zira öyle insanlar gelecektir ki, okudukları Kur’an’ın karşılığını insanlardan isteyeceklerdir.
  • Kur’an-ı Kerim okurken manasını tefekkür etmek sünnettir.
  • Dinlerkende manasını tefekkür edip düşünmek sünnettir.
  • Kur’ân’dan âyetler ezberlemeye çalışmak. Ve bu ezberleri mümkünse günün başlangıcında/sabah vakti ve mescidde yapmak.Hadiste rivâyet edildiğine göre Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) Ebû Zer (r.a.) için şunu demiştir: Ey Ebû Zer! Günün başlangıcında Allah’ın kitabından bir âyet ezberlemen senin için yüz rek’at namaz kılmaktan daha hayırlıdır.Müslim ve Ebû Dâvûd ‘un rivâyet ettiği hadis manen bu hadisi desteklemektedir. Lafzı şu şekildedir: Ukbe b. Amr anlatmıştır: Biz Suffa’dayken Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) çıkıp geldi ve “Sizden kim her sabah günaha girmeden ve sıla-i rahimi kesmeden “Bathan” ya da “Akik”ten hörgücü büyük iki deve getirmek ister?” dedi. Biz de ya Resûlallah, hepimiz isteriz dedik.  Bunun üzerine Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem): “Sizden birinin her sabah mescide gelip de bir âyet öğrenmesi ya da okuması ona iki deveden daha hayırlı, üç âyet öğrenmesi üç deveden hayırlı, dört âyet öğrenmesi dört deveden daha hayırlıdır. Âyetteki miktara göre deve vardır.” (Bathan ve Akik Medine’ye yakın iki mevkinin adıdır).
  • Ezberlenen Kur’an âyetlerini unutmamak. Hadisi şerifte: Kim, Kur’an okur ve sonra unutursa kıyâmet gününde cüzamlı olarak Allah’u Tealâ’ya kavuşur.Diğer bir hadisi rivayetinde: Kur’an unutmak büyük günah olarak ifade edilmektedir.
  • Unutmamak için Kur’ân-ı Kerim ezberlerini tekrarlamak.
  • Kur’an hafızadan gitmeye başladığında unuttum dememek; bilakis unutturuldum demek.
  • Kur’ân-ı Kerim’i yüzünden okumak.Kur’ân-ı Kerim’i yüzünden okumak, ezbere okumaktan sevabı daha fazla olan bir sünnettir.
  • Kur’an-ı Kerim’i hatmetmek sünnettir. Kur’ânı Kerim’i hatmeden kişinin, duasının Allah-ü Teâla katında makbul olacağı ve bu kimselere cennette bir ağaç ihsan edileceği haber verilmiştir.Bir hadis rivayeti şu manadadır:Kim gündüzün evvelinden (sabah vakti) Kur’an-ı Kerim’i hatmederse, melekler akşamlayıncaya kadar onun için Allah’dan mağfiret isterler. Yine her kim, gündüzün nihayetinde hatmederse, melekler sabahlayıncaya kadar ona mağfiret talep ederler.Bir başka hadis rivayeti ise şöyledir:Kim Kur’ân-ı hatmederse, onun kabul olunmuş bir duası vardır.Yani hatim sırasında dua etmek müekket bir müstehabtır. (Kim Kur’an okur, sonrada duâ ederse dört bin melek duasına “Âmîn” der.)
  • Kur’an-ı Kerim’in kısa süreleri okunduğu zaman tekbir getirmek sünnettir. Ubey bin Ka’b (r.a.) Kur’an-ı Kerim’in küçük sürelerini Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’in huzurunda okudu. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) de her sûresinin sonunda tekbir getirilmesini emretti. Ebû Bekir (r.a.) Dûhâ sûresinden itibaren her sûrenin sonunda tekbir getirilmesini hoş gördü.Duhâ sûresi indiğinde Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) sonunda tekbir getirdi. Böylece bu sûrenin sonunda tekbir getirmek sünnet oldu. Bu ve bundan sonraki tüm sûrelerin sonunda tekbir getirilmesi konusunda emir olduğu da rivayet edilmiştir. Tekbir: “Allah-u Ekber” veya “Lâ ilâhe illallâhu vallahu ekber,” şeklindedir.
  • Tîn sûresini sonuna kadar okuduktan sonra “Evet, ben de buna şahit olanlardanım” demek hadisi şerifte tavsiye edilmiştir.
  • Bismillâhirrahmânirrahîm’i Fâtiha sûresine ekleyerek/vaslederek okuma şekli de rivayetlerinde mevcuttur.
  • Cami ve ev gibi bir yerde toplanıp Kur’an-ı Kerim okuyup onu aralarında ders yapmak önemli sünnettir.
  • Kur’an okumak zikirlerin en mühimidir. Onun için buna devam etmek gerekir. Bir gece ve gündüzü onsuz geçirmemek gerekir.Özellikle seherlerde Kur’ân-Kerim okumak daha efdaldir. Ashab-ı Kiram (r.anhum)’un geceleri Kur’ân okuyarak geçirdikleri meşhurdur.Hadisi şerifte şöyle buyrulur:Kur’anı-ı Kerim’i okuyunuz, zira kıyamet günü kendi sahibine (okuyana) şefaatçi olarak gelir.Bir başka rivayet şöyledir:Her kim Kur’ân-ı okur ve gereğine göre yaşarsa, o kimsenin anne ve babasına kıyamet gününde, ışığı dünyadaki bütün evleri aydınlatan güneş ışığından daha parlak bir taç giydirilir. Bu kimsenin babasına böyle bir ikramda bulunursa, artık kendisi nelere kavuşur siz düşünün! (Bu hadisteki müjdelere kavuşmak için mü’minler; çocuklarını Kur’an-ı Kerim’i öğrenmeleri için gayret etmelidirler.)
  • Kim oğluna yüzünde Kur’an okumasını öğretirse; geçmiş ve gelecek günahları bağışlanır. Bu konu da şu rivayete yer verilir:Kim oğluna yüzünden Kur’an okumasını öğretirse Allah onun geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlar. Kim de oğluna ezbere birkaç ayet öğretirse Allah, kıyamet gününde onu dolunay gibi diriltir ve oğluna oku denir. Okuyacağı her bir âyet karşılığında Allah, çocuğun babasını bir derece yükseltir. Ezberindekiler bitinceye kadar, derece yükselişi devam eder.
  • Hatim bitince “Fatiha” sûresi ve “Bakara” sûresinin ilk âyetlerini okuyarak hatmi tamamlamalıdır.Hatim duasına geçmeden önce fatiha ve Bakara sûresinin başından beş âyet okumak sünnettir. Bu konuda Ubey b. Kâ’b (r.a.)’dan yapılan rivayet şöyledir:Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem), Nâs sûresini okuduğu zaman Fâtiha sûresine başlar, sonra Bakara sûresinin başından beş âyet okur, hatim duasını yapar, daha sonra da kalkardı.Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem), Kur’ân-ı Kerim’i terk edilmiş bir vaziyette bırakmamak için böyle yaptığı rivayet edilmektedir.
  • Kur’an-ı hatmedince tekrar başlayıp bitirmek. (Selef böyle yapmayı müstehab görmüşlerdir.)Şöyle bir hadis rivayeti nakledilir:Ey Allah’ın Resûlü, hangi iş daha faziletlidir? diye soruldu, Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): “Konup göçenin yaptığıdır” dedi. Konup göçen nedir? diye sorulunca: “Kur’an’ı hatmettikten/bitirdikten sonra tekrar okumaya başlayandır” buyurdu.
  • Kur’ân-ı hatmedince dua etmek.Bir hadis rivayeti şöyledir:Kim Kur’ân-ı hatmederse, onun kabul olunmuş bir duası vardır.
  • Hatim yapılacağı zaman orada toplanıp cemaat halinde dua etmek müstebahtır. (Çünkü Kur’an hatminde rahmet iner.)  Ahmed bin Hanbel’in rivayetine göre: Enes bin Mâlik Kur’an-ı Kerim’i hatm ettiği zaman zevc ile çocuklarını toplayıp dua ediyordu.Enes bin Mâlik (r.a.)’dan rivayet edilen bir hadise göre, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem), hatim yapacağı zaman ehl-i beytini toplar ve hatim duası yapardı.İbn Mes’ud (r.a.)’ın rivayetine göre de, Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) ehl-i beytini toplar dua eder, onlar da âmîn derlerdi.Sahabeden Abdullah b. Mes’ud, Abdullah b. Abbas ve Enes b. Mâlik (r. anhum) başta olmak üzere bazı sahabelerin de hatim dualarına katıldıkları, aile fertleriyle birlikte hatim duası yaptıkları rivayet edilmiştir. Ashabı kiram “ilâhi rahmet iner” diye hatim esnasında hazır bulunmaya özel bir önem verirlerdi.Hanefî alimlerine göre: Kur’ân-ı Kerim’i hatmettikten sonra, camide; ya da başka bir yerde topluca dua etmek mekruhtur. Çünkü Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) efendimizin ve ashabının uygulamadığı bir bid’attır.Yani Hanefi ulemasından bazılarına göre; Kur’an-ı Kerim hatmedildiği zaman cemaat halinde dua etmek mekruhtur. Çünkü Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’den böyle bir şey varid olmamıştır.Bazıları da şu hükme varmışlar:Kur’an’ın hatmedilmesi sonrasında, bir araya gelip cemaatle hatim duası okumak mubahtır; ama sünnet değildir.Yani hatim yapanın kendi çoluk çocuğunu toplayıp, evinde onlarla beraber dua yapması müstehaptır, denilmiştir.Çünkü Enes b. Malik(r.a.)’ın böyle yaptığı rivayeti vardır.
  • Hatim günü oruçlu olmak müstehabtır. (Şerîatın yasakladığı güne denk gelmedikçe)İbrahim el-Havas (r.a) şöyle dedi: Kalbin devası beştir: “Düşünerek Kur’an okumak, mide boşluğu, gece kalkması, seherde yalvarmak ve Sâlihlerle oturmak.Enes b. Enes (r.a.)’dan haber verildiğine göre: hz. Ömer (r.a.) şöyle dedi:“Ben beyaz elbiseler giymiş bir Kur’ân okuyucusuna bakmayı seviyorum.”
  • Kur’ân hatminin, kışın gecenin başlangıcında; yazın ise gündüzün başlangıcında tamamlanması.
  • Kur’an-ı Kerim’i okumak için nafile namaza durup okumak da sünnette vardır.
  • Ne dediğini bilemeyecek kadar uykuluyken Kur’an okunmamak.
  • İstekli/iştiyaklı, kalpler huzur bulduğu zamanlar Kur’an’ı okumak. İsteksiz olup kalpler huzur bulmadığı zamanlar okumayıp dinlenmek.
  • (Çok bağırmadan) sesli/aşikâr Kur’an-ı Kerim okumak sünnet olduğu gibi,
  • Sessiz (kendi işitecek kadar) bir sesle Kur’an-ı Kerim okumak da sünnettir. Aynı zamanda riyâ olması muhtemel durumda sessiz okumak daha faziletlidir. Bir hadis rivayeti şöyledir:Kur’an’ı sesli okuyan, sadakayı aşikâr veren gibidir. Kur’an’ı gizli okuyan sadakayı, sadakayı gizli veren gibidir. 
  • Not: Camide olsun, dışarda veya bir mecliste olsun;  sesli olarak zikir yapılıp Kur’ân-ı Kerim okunacağı zaman, mekân ve ortamın müsait olup olmadığına çok dikkat etmek gerekir. Bazı insanlar camide olsun, evde veya başka bir mecliste olsun Kur’ân-ı Kerimi sesli olarak okumaya başlarlar, halbuki pek çok insanın; işle meşgul olduğundan, kitap okuduğundan veya başka bir şey düşündüğünden dolayı az bir ses geldiğinde bile dikkati dağılabilir. Bazı kişileri görüyoruz. Camiye hoca efendinin hücresine geliyor, o sırada hoca efendi kitap okumakla meşgul olduğu halde, gelen şahıs ise sesli olarak Kur’an okumaya başlıyor, hoca efendi dikkati dağıldığı için biraz yavaş okuyabilir misiniz? der, o da biraz sesini azaltır ama yine de mırıldanması hocaya ulaşıyor. Böylesi kişiler,  yanındaki insanların ibadetteki huşusunu, dikkatini dağıttıklarını idrak etmekten acizdirler. Hatta bazıları var; sabah dükkana gider sesli Kur’an-ı kerim okunması için bilgisayarın veya telefonunun sesini açar, belki akşama kadar dükkan komşularına Kur’an dinletmeye çalışır.İster cami, ister ev, ister iş yeri, ister başka bir meclis olsun bizden sesli çalmamız veya okumamız talep edilmediği müddetçe, okuduğumuz Kur’an-ı Kerim veya zikir olsun, “kendimizin işitip; yanımızdakilerin işitmeyeceği” ölçüde olmalıdır. Bazı insanlar kulağı ağırlaştığı için okurken yüksek sesle mırıldandığı halde sessiz okuduğunu zanneder. Tüm bunların hesabı iyi yapılmalıdır. Her zaman insanlar Kuran-ı Kerim dinlemeye müsait olmaya bilirler, evdeki aile sorunlarından dolayı moralleri yerinde olmayabilir, o yüzden iş yeri veya başka yerler olsun herkes  bulunduğu ortam ve duruma göre hareket etmeli, insanlara eziyet etmemeli, kendi keyfine göre davranmamalı, insanları Kur’an’a, zikre karşı kalplerini daraltacak davranışlara sevk etmemelidir. İnsanlar iş de, alış verişte iseler Kur’an-ı Kerimi dinleyecek durumda değillerse Kuranı insanlara dinletilmemelidir. Her nerede olursa olsun insanların belli bir miktar dinleme güçleri vardır, saatlerce vaaz, nasihat ve Kur’an dinletmeye çalışmayalım. Ama herkes müsait olur, vaaz, zikir, nasihat veya ilahi dinlemek isterlerse, talep de olursa o zaman çok da usandırmayacak şekilde sesli zikir, nasihat yapılıp Kur’an da okunabilir, aksi takdirde yani insanlar ibadetle, zikirle, kitap okumakla veya işle meşgul olduklarından sesli Kur’an dinleme durumunda değillerse, hafif sesle mırıldanaraktan olsa bile sesli okumalardan, seslerimizi yükseltmelerden uzak duralım. Bazıları, birilerinin yanında hafif sesle mırıldanarak okuduğunda onu sesli okuma saymıyor, halbuki bazen mırıldanarak okuma sesli okumadan daha çok oradakilerin dikkatini dağıtıp rahatsız edebilmektedir. Hele bu insan dikkatini kitap okuma veya ibadet yapma gibi bir şeye vermişse!Her Müslüman nerede sesli, nerede sessiz zikir ve okumalar yapabileceğini güzel ayarlamalı, keyfi uygulamalara girmemeli, evinde bile  eşinin, çoluk çocuğunun rızası olmadan devamlı yüksek sesle okumalar onları günaha bile götürebilir, bunlarında dikkat edilmesi gereken önemli hususlardan olduğunu unutmayalım. Mümin kişi ince düşünendir, insanlara eziyet etmeyendir. Kur’an okumadan dolayı da incinme olur mu? denilmemeli, yerinde zamanında, yapılmadığı takdirde insanlara dini sevdirmiş değil; bilakis uzaklaştırmış oluruz!

 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

SON DAKİKA HABERLER

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

NAMAZ VAKİTLERİ

TAZİYELER

tümü
yukarı çık