ücretsiz 2
ücretsiz

İftitah tekbiri ile ilgili sünnetler

iftitah tekbiri okunuşu, iftitah tekbiri farz mı vacip mi, iftitah tekbiri ne zaman getirilir, kurbanda iftitah tekbiri, iftitah veya tahrime tekbiri nedir, namaza başlama tekbirinde söylenen söz, iftiyat tekbiri, iftitah tekbiri dinimiz islam,

İftitah tekbiri ile ilgili sünnetler

İFTİTAH TEKBİRİYLE İLGİLİ SÜNNETLER

  • İftitah tekbirini güzel almak. Sünnete ve şartına uygun alınmadığı takdirde namazı bozabilir. Uyulması şart olan kaidelere misal:İftitah tekbirinde “Allah-u Ekber” derken Allah lafzının başındaki “elif” uzatılırsa “Allah en büyüktür” yerine; “Allah mı en büyüktür?” diye şüphe oluştuğu için namaz sahih olmaz. Bir de tekbir getirirken “Ekber” lafzındaki “ber” kelimesi de uzatılmamalıdır. Tekbir alan kişi, “ekbâr” diyerek uzatırsa mana bozulup “büyük davul” manasına geldiğinden namaz bâtıl olur. Gerek “Allah” gerekse “Ekber” kelimelerinin başındaki “Elif’i” ve “Ba” harfini uzatan kimsenin namazı bozulur.Bazı kitaplarda şu bilgiye yer verilir: Tekbirin baş harfini, yani “ALLAH” Lafzının elifini, uzatmak küfürdür. “Ekber” kelimesindeki be’yi uzatmak ise, fahiş hatadır.Malum olsun ki; iftitah tekbirinde uzatma “Allah” kelimesinde olursa ya başında ya ortasında yahut sonundadır. Başında uzatırsa; namaza başlamış olmaz. Namaz içinde iken uzatırsa namazı bozulur, hükmünü bilmezse kâfirde olmaz. Çünkü şüphe etmiş değildir. Küfür cümlenin manasında şüphe etmekten ileri gelir. Ortasında uzatırsa; “lâm” ile “he” arasında ikinci bir elif meydana gelecek kadar fazla uzattığı takdirde mekruh olur. Bazıları muhtar kavle göre namazın bozulacağını söylemişlerdir. Bu ihtimalden uzak değildir. Sonunda uzatırsa; hatadır. Fakat yine bozulmaz. Bu iki surette namaz bozulmadığına bakılırsa namaza başlamanın sahih olması gerekir. Uzatma “Ekber” kelimesinde olursa; evvelini uzattığı takdirde hatadır namazı bozar. Bunu kasten yaparsa kâfir olacağını söyleyenler vardır. Çünkü şüphe manası vardır. Bazıları kâfir olmaz demişlerdir. Fakat bu şekilde o kelime ile namaza başlamanın caiz olmaması hususunda ihtilaf olmamak lazım gelir. Uzatma kelimenin ortasında ise; namazı bozar ve o kelime ile namaza başlamak sahih olmaz. Sadr-ış-Şehid sahih olduğunu söylemiştir; ama bununla muhalefet kast etmediği zaman diye kayıtlanması gerekir. Nitekim Muhammed bin Mukâtil buna tenbih etmiştir. Mübtegâ’da namazın fasid olmadığı çünkü bunun bir eşbâdan (kalın kalın okumaktan) ibaret olduğu bildirilmiştir ki bir kabilenin lügatidir. Bazıları namazın bozulacağını söylemiştir. Çünkü “Ekbâr” iblisin çocuğunun adıdır. Bunun bir lügat olduğu sübut bulursa o zaman namazın sahih olması gerekir. Uzatma kelimenin sonunda ise bazılarına göre namazı bozulur. Bozulmasına bakarak onunla namaza başlamanın sahih olmaması gerekir. Hılye’de de böyle denilmiştir. Ben derim ki: Allâhu’nün hâsını uzatmakla dahi namazın bozulması lazım gelir. Çünkü bu takdirde kelime “lâh”ın cem’i olur. Nitekim Şafiîlerden bazıları bunu açıklamışlardır. Allâhu’nun veya ekberin hemzesini kasten uzatmak küfürdür. Çünkü sualdir. Bu şahıs indinde Allah Teala’nın azamet ve kibriyasının sabit olmadığını iktiza eder. Kifâye’de böyle denilmiştir. Ama en iyisi Mebsutun kavlidir. Orada: Kasten uzatırsa küfründen korkulur, denilmiştir.Tekbirin râsı cezmle okunur. Hilye sahibi şunları söylemiştir: Sonra bilinsin ki tekbirde sünnet, iftitah için olsun namaz için olsun cezmle okumaktır. Ulema buna delil olarak İbrahim Nehai kendisine mevkuf ve Resulullaha merfu olarak rivayet ettiği şu hadisi göstermişlerdir: Ezân cezmdir; ikamet cezmdir; tekbirde cezmdir. Kâfi sahibi bundan muradın tekbirde harekeyi kalın okumamak; fazla derinleşmemek, ifrat derecede ki hemzeyi ifrata vardırmamak ve fazla uzatmamak olduğunu söylemiştir. Sonra Allahu’nun “he” si hilafsız merfu ötre okunur. Ra’sına gelince muzmaratta muhit’ten naklen isterse merfu isterse meczum okuyacağı bildirilmiştir. Mübtegâ’da ise bunda asıl meczum okumaktır. Çünkü Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) tekbir cezmdir, tesmi de cezmdir buyurmuştur, deniliyor.Birde Lafza’i Celal ile “ekber” kelimesi arasında “vav” harfini getirmemek. “Ekber” kelimesinin başına “vav” harfini ilâve etmemek ve Lafza’i Celâl ve ile Ekber kelimesi arasında durak yapmamak gerekir.Aynı zamanda imama uymak üzere ayakta alınan iftitah tekbirinin tamamen kıyam halinde (ayakta) alınması şarttır.(Aldığı tekbir hem iftitah tekbiri, hem de rükû tekbiri yerine geçer.) Binaenaleyh rükû halinde bulunan bir imama uyan kimse, kıyam halinde “Allah” deyip de “Ekber” lafzını rukûa vardıktan sonra diyecek olsa imama uyması sahih olmaz.
  • İftitah tekbirinden başka namaz içinde alınan diğer tekbirler sünnettir.
  • Erkekler iftitah tekbiri alırken ellerini yenlerinden çıkarması.(Eller içinde kaybolacak şekilde uzun kollu bir elbiseyle namaz kılmak mekruhtur.)Kadınlar tekbir alırken ellerini yenlerinden/elbisenin kollarından çıkarmazlar.
  • İftitah tekbirinin hemen ardından el bağlamak (itimat). Bundan önce elleri salıverip (irsâl) sonra bağlamak yoktur.
  • Muktedinin (imama uyanın) başlangıç tekbiri, imamın tekbirinden hemen sonra olmalı veya ona yakın olmalıdır. Çok sonraya bırakılmamalıdır. İmamdan önce alsa imama uymamış olur. 
  • Elleri tekbirle beraber kaldırmak. (Sahih olan başka bir görüşe göre, elleri kaldırıp sonra tekbir getirmektir.) Bazı kitaplarda şu açıklamaya yer verilir:Namaza niyetlenirken eller tekbirden evvel kaldırılır sözünü mecmâ sahibi İmam-ı A’zamla İmam Muhammed’e nisbet etmiştir. Hidaye sahibi bunu sahih bulmuştur. Ellerin tekbirle beraber kaldıralacağını Hâniye, Hulâsa, Tühfe, Bedâyî ve Muhît sahipleri tercih etmişlerdir. Eller kaldırılırken tekbire başlanacak, kulaklara vardığında tekbir de bitecektir. Bakkâli bu sözü bütün ulemamıza nisbet etmiştir. Hilye sahibi de onu tercih etmiştir. Burada üçüncü bir kavil daha vardır ki o da ellerin tekbirden sonra kaldırılmasıdır. Bunların hepsi peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’den rivâyet olunmuştur.Vehbe Zuhaylî’de İslâm Fıkhı eserinde şu bilgilere yer verir:Hanefîlerde esah olan görüşe göre, elleri kaldırmanın zamanı tekbirden öncedir. Yani önce elleri kaldırıp sonra tekbir getirmektir. Çünkü bunu yapmakta, Allah’tan başkasında büyüklük olmadığı ifadesi bulunmaktadır.Şafiî ve Hanbelilere göre; kişi ellerini iftitah tekbiri ile birlikte kaldırır, ellerin kaldırılmasının sona ermesi, tekbirin sona ermesi ile beraber olur. Bunlardan biri diğerini geçmemelidir. Tekbir bitince kişi elleri aşağı indirir. Elleri kaldırmayı unutup da tekbir bitinceye kadar kaldırmayan kişi, ellerini kaldırmaz. Çünkü bu sünnetin yeri geçmiştir. Eğer tekbir esnasında hatırlarsa o takdirde ellerini kaldırır, çünkü elleri kaldırmanın yeri henüz geçmemiştir…
  • Niyetin iftitah tekbirine (tekbir zamanına) yakın olması.
  • Eller kaldırıldığı sırada parmakları ne bitişik ne de fazla açık tutmamak, yani kendi halinde normal açıklıkta bulundurmak.Vehbe Zuhaylî’de İslâm Fıkhı eserinde şu bilgilere yer verir: Hanefî, Malikî ve Şafiîler göre; parmakların arası açık olduğu halde tekbir alınmalıdır, birbirine sıkıca bitiştirilmemelidir. Bunun gibi, bütünü ile de ayrılmamalıdır. Belki araları açık vaziyette (orta bir açıklıkta) kendi hallerine bırakılmalıdır. Hanbelilere göre; kişinin ellerini kaldırma esnasında parmaklarını uzatması ve birbirine bitiştirmesi müstehaptır.
  • Elleri kaldırırken parmakların ve avuç içlerinin kıbleye karşı olması. (Birbirine dönük olarak da olabilir.)
  • Elleri kaldırırken parmakların kulak hizasına kadar uzaması.Abdu’l-Cebbar b. Vail (r.a.) babasından şöyle rivayet ediyor: Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’i gördüm. Namazda başparmaklarını kulak yumuşaklarına kadar kaldırıyordu.Yani erkeklerin ellerini, başparmaklar kulak yumuşaklığına değecek kadar; kadınlar da ellerini, parmaklarının uçları omuzlarına kavuşacak kadar ellerini göğüslerinin hizasına kadar kaldırmaları. Namazda kadınlar şu hususlarda erkeklerden farklıdırlar:(Kadınlar ellerini halka yapmaksızın sağ el sol el üstüne gelecek şekilde göğüslerinin üstüne koyarlar.Ellerini omuzları hizasına kadar kaldırırlar.Ellerini yenlerinden/elbisenin kollarından çıkarmazlar.Ellerini birbiri üzerine koyarak memelerinin altına kaldırırlar.Rukûda az eğilir, dizlerine dayanmazlar. (Rukûda dirseklerini yanlarına bitiştirirler.)Rükûda parmaklarını aralamaz bilakis yumarlar.Ellerini dizlerine koyar, dizlerini bükerler.Rükû ve sücudunda toplanıp büzülür, kollarını yere döşerler.Teşehhüdde çantısı üzerine oturup ayaklarını sağ taraftan çıkarırlar.Teşehhüdde ellerini parmaklarının uçları dizlerine varacak şekilde uylukları üzerine koyarlarTeşehhüdde parmaklarını bir araya toplarlar. Namazda başına bir şey gelirse el çırpar, tesbih etmezler.Kıraatin aşikâr yapıldığı namazlarda kıraati aşikâr yapmazlar. Bütün namazlarda kıraati sessiz yaparlar.Sabah namazını güneşin doğmasına yakın olan aydınlık vakte bırakmazlar.) Şafiî’de: İftitah tekbiri alırken, rükûa giderken, rükû’dan ve ilk teşehhüdden kalkarken eller açık olarak ve başparmağı kulak yumuşağının hizasına gelecek şekilde kaldırmak sünnettir. Bu esnada avuç içlerinin de kıbleye yönelik olması müstehaptır. Bunu yaparken parmak uçları kulağın üst tarafına, başparmaklar kulak yumuşağına, avuç içleri de omuz hızasına getirilmelidir.Eimmei selâseye göre, erkekler de ellerini yalnız omuzlarının hizasına kadar kaldırırlar.
  • İftitah tekbirinde baş eğmeyerek mu’tedil (dik) durmak.Tekbir sırasında baş eğilmez. (Çünkü bid’attır.)
  • Tekbir alırken ayakuçlarını da kıbleye karşı tutmak.Bir hadis rivayeti şöyledir:Sizden biri namaza başladığı zaman ellerini kaldırsın, ayaklarını kıbleye çevirsin…
  • Kametin bitiminden sonra, imamın iftitah tekbiri alması.Hanefî ve Şafiî mezhebine göre, kametin bitmesinden sonra, imamın iftitah tekbiri alması, imamın safları düzeltme emri gibi mendup olan bir iş dışında her hangi bir iş sebebiyle arada fasılanın bulunmaması sünnettir.

Selam ve tekbiri uzatmayıp kısa tutmak sünnettir

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

SON DAKİKA HABERLER

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

NAMAZ VAKİTLERİ

TAZİYELER

tümü
yukarı çık