• 23 Ocak 2019, Çarşamba 18:24
HilmiTunalı

Hilmi Tunalı

KOĞUCUNUN HÂLİ

KOĞUCUNUN HÂLİ
Amr b. Dînar’ın şöyle dediği anlatılır:
“Medine halkından biri vardı. Medine civarında
bir kız kardeşi yaşıyordu. Hasta oldu. Onun ziyaretine
hep gider gelirdi. Sonra kız kardeşi
öldü; götürüp kabrine gömdü. Dönüşte kesesini
mezarlıkta unuttuğunu anladı.
Yanına bir arkadaş aldı; birlikte kabre gittiler.
Keseyi bulup aldılar.
Bir ara birlikte gittiği arkadaşa şöyle dedi:
“Sen şöyle yan dur; kardeşimin durumuna
bakacağım.”
Mezarın bir kısmını açtı; bir de baktı ki, kabir
ateş içinde yanıyor. Hemen kabri kapadı; doğruca
anasının yanına gitti:
– Kardeşimin durumunu bana anlat! Hayatta
ne gibi hatalar yaptı? Annesi şöyle anlattı:
– Kardeşin namazını ertelerdi. Namaz kılsa bile,
temizliğe tam uymazdı. Sonra komşular yatarken
onların kapılarına kulak verir; konuşmalarını dinlerdi.
Gündüz olunca da gece dinlediklerini
komşulara yayardı.”
Evet, bu kadının yaptığı işin adı “nemîme”dir.
Yani koğuculuk ve söz gezdirmektir. Koğuculuk
ise; kabir azabına bir sebeptir. Kabir azabından
korkanlar, koğuculuğu bırakmalıdırlar. Tâ ki,
kabir azabından kurtulsunlar ve Münker-Nekir’in
sorularına kolay cevap versinler…
Allahü Teâlâ buyurdu:
“Allah mü’minleri dünya ve âhiret hayatında,
sağlam sözde sapasağlam tutar…” (İbrahim sûresi,
âyet: 27)
Berrâ b. Âzib, Resulullah’ın şöyle buyurduğunu
anlatıyor:
“Müslüman, kabrinde sorguya çekildiği zaman,
‘Allah’tan başka ilâh olmadığına, Muhammed’in
(sallallahu aleyhi vesellem.) Allah’ın Resûlü ve
kulu olduğuna’ şehâdet eder.”
Bu ise, şu âyetin mânâsıdır:
“Allah îmân edenleri dünya ve âhiret hayatında,
sabit sözde sapasağlam tutar…” (İbrahim sûresi,
âyet: 27)
Fakat bu âyetle beyân edilen sabit sözde
sapasağlam tutmak, üç şekilde olur.
1. Ölüm meleğini gördükte,
2. Münker ve Nekir’in sorgusunda,
3. Kıyamet günü hesabında.
Şimdi bunları biraz açıklayalım:
1. Ölüm meleğini gördüğünde,
a) Küfürden korunmak. Yani, ruhu alınıncaya
kadar İslâm dini üzerinde sabit bulunması.
b) Meleklerden rahmet müjdesini alması.
2. Kabirde, Münker ve Nekir’e karşı,
Bu da şu şekildedir:
a) Allahü Teâlâ’nın ona doğruyu bildirmiş
olması ve o kulun Rabbin râzı olduğu cevabı vermesi.
b) Kendisinden korku, heybet ve dehşet
duygularının gitmesi.
c) Oradan, cennetteki yerini görmesi ve kabrinin
cennet bahçelerinden biri haline gelmesi.
3. Kıyamet günü, hesabındaki işi de üç yönlüdür:
a) Kendisine sorulan sorulara delilli cevap
verebilir.
b) Hesabı kolay olur.
c) Ufak tefek hatalarına bakılmaz.
Yine denildi ki:
Âyette geçen sabit söz, yani kelime-i tevhid
üzere kalmak dört yerdedir:
1. Ölüm anında,
2. Korkusuz cevap verebilmesi için kabirde,
3. Kıyamet günündeki hesabında,
4. Yıldırım gibi geçmesi için sıratta.
Burada şöyle bir soru sorulabilir:
Kabir suali ne şekilde yapılır?
Bu soruya verilecek cevap şudur:
Âlimler bu konuda çeşitli açıklamalarda
bulunmuşlardır. Rivâyetler çeşitlidir.
Bazıları der ki:
“Sual ruha gelir; cesede sual gelmez. Bu sual
anında, ruh gelir, cesedin göğüs kısmına girer.”
Denildi ki:
“Ruh, cesetle kefen arasındadır.”
Ancak ilim sahiplerine göre, en doğrusu kabir
sualinin şekli üzerinde insanın şu veya bu şekilde
bir karar sahibi olmamasıdır.
Nasıl olacağını Allah bilir. Oraya vardığımız zaman
nasıl olduğunu görürüz.
Şayet biri, Münker-Nekir’in sorgusunu inkâr ederse,
onun inkârı iki şekilden biridir.
Meselâ şöyle diyebilir:
Bu anlatılan akla uygun bir şey değildir. Tabiata
aykırıdır.
Yahut “câizdir” der, fakat isbâtı yönüne gitmez.
Biz, burada kabir sualinin akıl yolu ile câiz
olmadığını iddia edene dönelim.
Onun bu iddiası, nübüvveti hiçe saymaktır.
Mucizeyi kabul etmemektir.
Peygamberler de insandırlar. Onların da tabii
yönleri diğerlerine benzerdi. Ama onlardan tabiat
dışı şeyler zuhura geldi. Meselâ, melekleri gördüler.
Kendilerine vahiy geldi. Musa peygambere
deniz yarıldı, asâsı ejderha oldu.
Bütün bunlar tabiata aykırı şeylerdir. Fakat
bunları inkâr eden, İslâm dininden çıkar.
Bu câizdir deyip bunun nasıl olduğunu anla
mayanı, bizim anlattığımız haberler ikna etmeye
yeterli olmalı.
Kaldı ki, Allah’ın kitabında buna işaret eden âyetler
çoktur.
Biri şudur:
“Her kim benim zikrimden yüz çevirirse onun
için dar bir geçim vardır. Kıyamet günü de, onu
kör olarak diriltiriz.” (Tâhâ sûresi, âyet: 124)
Müfessirlerden bir kısmı, dar geçimden
maksadın kabir olduğunu ifade ederler.
Senetleri ile Sâid b. Müseyyeb ve Hz. Ömer’e
dayanarak, Resulullah’ın şöyle buyurduğu nakledilir:
“Mü’min kabrine konulduğu zaman Münker ve
Nekir gelir. Onu oturtur, sorguya çekerler. Kabre
koyanlar, dönüp gittikleri zaman, ölü onların ayak
seslerini duyar.
Melekler sorar:
– Rabbin kim?
– Dinin nedir?
– Peygamberin kimdir?
Mü’min kul, bu sorulara şu cevabı verir:
Rabbim Allah, dinim İslâm, Muhammed (sallallahu
aleyhi vesellem.) Peygamberimdir.
Bunun üzerine melekler derler ki:
– Allah seni bu îmânda daim eylesin. Sürûr ve
sevinç içinde uyu.
Onların bu sözü, şu âyetin mânâsıdır:
“Allah, mü’minleri dünya ve âhiret hayatında
sabit sözde sapasağlam tutar.” (İbrahim sûresi,
âyet: 27)
Allah îmân sahiplerini hak söz üzerinde sabit
eder. Kâfirleri, zâlimleri ise, hak söz söylemeye
muvaffak eylemez.
Kâfirler ve münafıklar, kabre konulduğu zaman
Münker ve Nekir gelir sorar:
– Rabbin kim? Dinin ne? Peygamberin kim?..
Meleklerin bu sorusuna karşılık:
– “Bilmiyorum!” der.
O zaman melekler şöyle derler:
– Bilemez ol!
Bundan sonra demir bir tokmakla ona öyle
vururlar ki, insan ve cin hariç; dünya ve âhirettekilerin
hepsi, o tokmak sesini duyarlar.”
Ebû Hazim, Hz. Ömer’den naklen anlatıyor:
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem.) Hz. Ömer’e
şöyle buyurdu:
“Ya Ömer! Kabrin iki kahramanı Münker ve
Nekir geldiği zaman halin nice olur? Onlar kara
yüzlü, yeşil gözlüdürler. Köpek dişleri ile yeri
delerek gelirler. Kılları dik diktir. Sesleri, gök gürültüsünü
andırır. Gözleri, çakan şimşek gibidir.”
Bunun üzerine Hz. Ömer (radıyallahu anh)
sordu:
“Yâ Resûlallah! O zaman aklım başımda olacak
mı? Ben, şu anda olduğum hali o zaman muhafaza
eder miyim?”
Bunun üzerine Resulullah:
– Evet! Buyurunca Hz. Ömer şöyle söyledi:
“O halde ben Allah’ın izni ile onlara yeterim.”
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem.) şöyle
buyurdu:
“Ömer, muvaffak olmuştur…”
Ebû Hüreyre, Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem)
Efendimiz’den naklediyor:
“Ölen hiçbir kimse yoktur ki, onun yakınında
bulunan herbir hayvanın işittiği, fakat insanların
işitmediği bir böğürme olmasın. Ölen kabrine
götürüldüğü zaman -eğer sâlih biri ise- şöyle der:
“Acele ediniz. Eğer benim için orada
hazırlananı bilseydiniz, bir an önce beni oraya
kavuştururdunuz.”
Eğer sâlih değilse, şöyle der:
“Beni çabuk götürmeyiniz. Eğer benim için
hazırlanan kötülüğü bilseydiniz, çabuk götürmezdiniz.”
Ölü, kabrine konulduktan sonra iki melek gelir.
Mosmor ve siyahtırlar. Baş kısmından ölünün
yanına girmek isterler. Eğer ölü mü’min ise onun
namazı, melekleri karşılar ve şöyle der:
– Bu taraftan geçemezsiniz. Nice geceleri
uyanık geçirdik. Hep bu yatağı korumak içindi.
Bunun üzerine ayakucuna giderler. Oradan
girmeye çabalarlar.
Orada da, ana babaya yapılan iyilik karşılar ve
şöyle der:
– Benim tarafımdan geçilmez. Bütün günlerini
bize bağlı olarak geçirdi.
Bu defa sağ yandan girmeye çabalarlar. Orada
da zekât karşılar ve meleklere şöyle der:
– Benim tarafımdan da geçemezsiniz. Çünkü o
bu yatacak yerin zorluğundan korunmak için beni
dağıttı.
Bu defa solundan gelmeye çalışırlar. Orada da
orucu karşılar. Şöyle der:
– Burayı korumak için susuz kalırdı; aç kalırdı.
Bu taraftan da geçemezsiniz.
Bundan sonra, o kimse tıpkı uyuyan birinin
uykusundan uyandırıldığı gibi, kabrinde rahatça
uyandırılır ve kendisine sorulur:
Muhammed hakkında ne dersin?
O;
– Şehâdet ederim ki, O Allah’ın Resûlü’dür
deyince, melekler ona şöyle derler:
– Mü’min olarak yaşadın, mü’min olarak
öldün…
Bundan sonra kabri genişletilir. Allah’ın dilediği
kadar ona ikram saçılır.”
Allahü Teâlâ’dan başarı dileriz. Bizi koruyacağını
umarız. Bizi sapıtıcı, saptırıcı şeylerden; gafVaazlar
letten ve kabir azabından korusun.
Hz. Âişe anlatıyor:
– Ben kabir azabının ne olduğunu bilmiyordum.
Bana bir Yahudi kadın geldi ve bir şey istedi,
verdim. Şu duâyı yaptı:
– Allah seni kabir azabından korusun.
Onun bu sözü, Yahudi milletinin bâtıl sözlerindendir
sandım. Resulullah geldi; durumu anlattım;
şöyle buyurdu:
“Kabir azabı haktır. Kabir azabından Allah’a
sığınmak her mü’min için vâcibtir. Sonra, kabre
girmeden önce iyi işler yaparak, kabir için hazır
olmalı. Çünkü dünyada iken kabre hazırlık yapmak
kolaydır. Kabre girildikten sonra, bir iyilik yapmak
için izin istenir; ama verilmez. O zaman kul,
hasret ve nedâmet içinde kalır.”
Akıllı olan kimsenin ölüler üzerinde düşünmesi
gerekir.
Ölüler, iki rekât namaz kılmak, bir defa olsun
Lâ ilâhe illallah, Muhammedün Resulullah
(Allah’tan başka ilâh yoktur; Muhammed Allah’ın
Resûlü’dür) demek için izin isterler. Bu izin onlara
verilmez. Yahut bir kerecik Allah’ı tesbih için zaman
isterler. Müsaade edilmez.
Ölüler, sağlara hayretle bakarlar. Günlerini
nasıl boşa geçirdiklerine şaşarlar.
Ey kardeşim!
Günlerini boşa geçirme. Çünkü o günler, senin
için sermayedir. Sen onlara sahip olduğun sürece,
kazanç sağlayabilirsin. Âhiret pazarı kesattır. Orada
alış veriş olmaz. Âhiretin kesat pazarına bugünden
bir şeyler hazırla.
Öyle bir gün gelecek ki; burada tedarik ettiğin
şeylerin kıymeti daha iyi anlaşılacaktır. Bilhassa
izzet günü için, burada o kıymetli şeylerden
çoğaltmaya bak. Öyle bir gün gelecek ki, hiçbir iş
yapmaya gücün yetmeyecek.
Allahü Teâlâ’dan dileğimiz odur ki, fakirlik ve
ihtiyaç günü için hazırlık yapmayı bize ihsan eylesin,
iyilik yapmak için, bu âleme dönmek isteyip
de dönemeyenlerin durumundan bizi uzak kılsın.
Ölüm acılarını bize ve bütün Müslümanlara
kolaylaştırsın.
O, âlemlerin Rabbi, merhametlilerin en merhametlisidir.
O, bize yeter. O, ne güzel vekildir.
Güç ve kuvvet, ancak yüce olan Allah’ındır


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

NAMAZ VAKİTLERİ

TAZİYELER

tümü
yukarı çık