https://www.bayramfm.com.tr/sedat-ucan-ilahileri-ilahi-ilahiler-dinle/
https://www.bayramfm.com.tr/sedat-ucan-ilahileri-ilahi-ilahiler-dinle/
https://www.bayramfm.com.tr/sedat-ucan-ilahileri-ilahi-ilahiler-dinle/
  • 23 Ocak 2019, Çarşamba 18:14
CemalAkçil

Cemal Akçil

İHLAS VE SAMİMİYET

Bir hadîs-i şerîfte Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Sizin hakkınızda en çok korktuğum şey küçük
şirktir.”
Ashâb-ı kirâm sordu:
“Ey Allah’ın Resûlü, küçük şirk nedir?”
Resûlullah:
“Riyâdır”, buyurup şöyle devam etti:
“Allahü Teâlâ, kulların amellerinin karşılıklarını
vereceği gün, riyâkârlara şöyle buyuracak:
“Haydi, şimdi dünyada kendilerine gösteriş
yaptıklarınıza gidin. Gidin de bakın bakalım onlarda
hayır namına bir şey bulabilecek misiniz?”
“Riyâkârlara böyle denilmesinin sebebi, onların
amellerinin gösteriş, hile ve aldatmaca olmasıdır.
Bu sebeple âhirette böyle karşılık bulacaklardır.”
Nitekim, Allahü Teâlâ bu hususu bir âyet-i
kerîmede meâlen şöyle buyuruyor:
“Şüphesiz münafıklar, akıllarınca Allahü
Teâlâ’yı kandırmak isterler. Hâlbuki O, onların
kendi oyunlarını başlarına geçirendir.”
Allah’ın onların amellerine vereceği karşılık bu
şekilde olacaktır. Ve yaptıkları hileyi boşa çıkarıp
onlara buyuracak ki:
“Kendileri için gayret ettiğiniz kimselere gidiniz.
Zira benim katımda size sevap yoktur. Kime
gösteriş yaptıysanız karşılığını da onlardan isteyiniz…”
Niçin böyle olacaktır?
Çünkü onların yaptıkları ameller, ihlâslı değildi.
Allah için yapılmamıştı. Oysa bir amelin sevap
getirmesi için, Hazreti Allah için ve ihlâslı olarak
yapılması gerekiyordu. Bir başkası için yapılan ibâdetin
içine ortaklık girer. Bu ise şirktir. Oysa, Allah
(c.c.) sadece kendisi için yapılan ibâdetleri kabul
etmektedir.
Başka bir âyet-i kerîme bu hususu mealen şöyle
ifade eder:
“Kim (sadece) şu çabucak geçen dünyayı isterse,
ona yani o dilediğimiz kimseye ondan istediğimiz
kadar hemen veririz.” (İsrâ sûresi, âyet: 18)
Yani: Bir kimse, yaptığı ameline karşılık, sadece
dünyalık ister de âhiret sevabını beklemezse,
istediği dünyalığı dünyada iken o tip insanlardan
istediğimize, dilediğimiz kadar veririz, demektir.
Fakat, anlaşılacağı gibi bu verilecek şeyler dahi
yine kulun isteğiyle değil, sadece Hazreti Allah’ın
dileğiyle verilir.
Âyetin devamı, “Sonra da onu cehenneme
sokarız” şeklindedir.
Âyetin başı ile devamı birleştirilince mânâ şöyle
olmaktadır:
“Ahirette cehennemi onun için gerekli kılarız.”
Âyetin devamında buyuruluyor ki:
“Ona (cehenneme) mezmum olarak yani hem
kendi kendini suçlayarak hem de başkalarının
kötülemesini işiterek girer.”
Âyetin sonundaki “Medhûr” kelimesiyle, böyle
insanların cehenneme, “Hazreti Allah’ın rahmetinden
uzaklaştırılmış “, kovulmuş olarak” girecekleri
beyan buyurulmaktadır.
Bir sonraki âyet-i kerîmede ise mealen şöyle
buyuruluyor:
“Bir kimse, mü’min olarak âhireti ister ve onun
için çalışırsa…” (İsrâ sûresi, âyet: 19)
Böyle hareket eden kimse, “Allah rızâsı
için, âhiret amellerinden bir ameli halis niyetle
yaptığına göre, mü’mindir” demek olur. Çünkü o
kimse amelle îmânı birleştirmiştir. Böyle yapmamış
olsaydı, zaten îmânsız ve gayesiz ibâdet etmiş olurdu
ki, o şekilde yapılan amel makbul olmaz.
İşte onlar, yani iyi amelde bulunup âhiret
sevabını talep edenler; yaptıklarını gösteriş için
iş yapmazlar. Onların çalışması kabule şayandır.
Karşılık ve-rilmeye müstehaktır. Çünkü amelleri
makbuldür.
Sonraki âyette mealen şöyle buyuruldu:
“Herbirine; dünyayı isteyenlere de, âhireti
iste-yenlere de Rabbinin ihsanından ayırt etmeksizin
veririz. Çünkü Rabbinin ihsanı hiç kimseden
kısıtlanmış değildir.” (İsrâ sûresi, âyet: 20)
Hazreti Allah’ın rızık ve ihsanı, ne kâfirden ne
mü’minden, ne iyiden, ne kötüden kesilir.
Hazreti Allah, bu âyetlerle bize açıkça bildiriyor
ki, bir kimse Allah’tan başkası için amel ederse,
onun için âhirette sevap yoktur, O kimsenin
yeri de cehennemdir.
İhlâsla ve Allah’ın rızâsı için amel edenlerin ibâdetleri
için ise kabul olmak vardır ki, bu en büyük
bahtiyarlıktır.
Bir kimse, yaptığı amelle Yüce Allah’ın rızâsı
dışında bir şey dilerse, onun amelinin karşılığı, yorgunluk
ve sıkıntı çekmekten başka bir şey değildir.
Ebû Hüreyre’nin rivâyet ettiği bir hadîs-i şerîfte
şöyle buyurulur:
“Nice oruçlu vardır ki, orucundan yanına kâr
kalan sadece açlık ve susuzluktur. Nice ibâdet
eden vardır ki, onun da bu ibâdetten kârı sadece
uykusuzluk ve zahmettir.”
Demek ki, tutulan oruçlar ve kılınan namazlarla
sırf Hazreti Allah’ın rızâsı beklenmez ve bu ibâdetler
dünyalık için yapılırsa, ona verilecek hiçbir
sevap yoktur. Bu ibâdetleri yapanların kazançları
sadece çektikleri yorgunluktur.
Hazreti Allah için değil de gösteriş ile yapılan
ibâdetler hakkında, bazı hikmet sahibi zatların
verdiği şu misal ne kadar yerindedir:
İbâdetini görülsün ve duyulsun diye yapan
kimse, pazara çıkıp kesesine çakıl taşları dolduran
bir a-dama benzer. Halk bilmediği için onun
hakkında:
“Şu adama bakın; nasıl da kesesini doldurmuş!”
der.
Hâlbuki o kesenin içinde sadece taş vardır.
O kimseye, halkın konuşmasından başka bir
fayda olmaz.
O kimse, taş dolu kesesiyle gidip bir şey almak
istese onlarla hiçbir şey alabilir mi?
İşte riyâkârın, görsünler ve işitsinler diye iş
yapanların hali budur. Halkın sözünden ve
iltifatından başka, hiçbir menfaati olmaz. Âhirette
ise, yaptığının faydalı bir karşılığını bulamayacağı
gibi, ibâdetsiz kalacaktır.
Bu mânâyı ifade eden şu âyet-i kerîm meali ne
kadar mühimdir:
“Onların yaptıkları işlerden herbirini ele alırız,
onu saçılmış zerreler haline getiririz (değersiz
kılarız).” (Furkan sûresi, âyet: 23)
Artık, onların Hazreti Allah’ın rızâsı için
yapmadıkları işlerin sevabı iptal edilmiş, güneş
ışığında görünen dağınık zerreler haline gelmiş
olacaktır.
Mücâhid’den naklen, Süfyân-ı Sevrî’ye isnad
ederek Vekî anlatıyor:
“Resûlallah (s.a.v.) Efendimiz’e biri geldi ve
şöyle dedi:
– Yâ Resûlallah! Ben sadaka veriyorum. Bununla
Hazreti Allah’ın rızâsını talep ediyorum.
Ayrıca, hakkımda, “Hayırlı insan!” denilmesini de
istiyorum.
Bunun üzerine şu âyet nâzil oldu:
“Kim Rabbine kavuşup -iyilik bulmayı- ümit ediyorsa
sâlih amel işlesin. Rabbine, yaptığı ibâdette
de hiçbir kimseyi ortak koşmasın.” (Kehf sûresi,
âyet: 110)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

NAMAZ VAKİTLERİ

TAZİYELER

tümü
https://www.bayramfm.com.tr/sedat-ucan-ilahileri-ilahi-ilahiler-dinle/
yukarı çık