https://www.bayramfm.com.tr/sedat-ucan-ilahileri-ilahi-ilahiler-dinle/
https://www.bayramfm.com.tr/sedat-ucan-ilahileri-ilahi-ilahiler-dinle/
https://www.bayramfm.com.tr/sedat-ucan-ilahileri-ilahi-ilahiler-dinle/

Namazları camide kılmama, camileri ibadetlerle ihya etmede gevşeklik gösterme

cemaatle namaz nasıl kılınır hanefi, cemaatle namaz nasıl kıldırılır, cemaatle namaz nedir, cemaatle namaz nasıl kılınır diyanet, cemaatle ikindi namazı nasıl kılınır, cemaat varken tek başına namaz kılmak, cemaatle namaz kılmanın fazileti, cemaatle namaz hadis

Namazları camide kılmama, camileri ibadetlerle ihya etmede gevşeklik gösterme

Namazları camide kılmama, camileri ibadetlerle ihya etmede gevşeklik gösterme:

Bizlerin de, camileri inşaya çalışmamız gerektiği gibi camileri ibadetlerle ve zikirlerle ihya etmemiz de gerekmektedir. Camiler yapılmış; ama cemaati yoksa maksat hâsıl olmamış demektir. Namazlarımızı mümkün mertebe camilerde cemaatle kılmaya çalışmalıyız ki caminin feyiz ve bereketinden istifade edelim.

Hz. Enes (r.a.) dan rivayet edildiğine göre Resûlü Ekrem (sallallahu aleyhi vesellem) buyurdu ki: “Bir kimse ihlasla, iftitah tekbirine yetişerek kırk gün cemaatle namaz kılarsa o kimseye iki beraat verilir. Biri cehennemden kurtuluş beraatı diğeri de münafıklıktan uzak olma beraatı. Başka bir hadis-i şerifte Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)  şöyle buyurmuştur: “Karanlıkta mescidlere sık sık gidenlerin kıyamet gününde tam bir nura kavuşacaklarını müjdele..”

Rivayet olunduğuna göre Allah-u Teala kıyamet gününde: “Benim komşularım (misafirlerim) nerede?” buyuracak. Melekler: “Senin komşuların kimlerdir?” diyecekler. Allah-u Teala: “Benim komşularım camileri abad edenlerdir” buyuracaktır.

Bu konuyla ilgili hadis-i şeriflerden birkaç tane daha zikredelim:

“Zorluk zamanlarında abdest almak, camiye doğru adım atmak ve bir namazdan sonra diğer namazı beklemek günahları temizler.

“Bir kimse camiye ne kadar uzak ise o kadar sevap kazanır.” Bunun sebebi attığı her adımına ecir ve sevap verilmesindendir. Cami ne kadar uzak ise adımlar o kadar çok olacaktır. Bundan dolayı bazı sahabeler (mescide giderken) küçük adımlarla yürürlerdi.

“Eğer insanlar üç şeyin sevabını bilselerdi onları elde etmek için kavga ederlerdi. Ezan okumak, cemaatle namaz kılmak için öğle vakti camiye gidip ilk safta namaz kılmak.

Hz.Osman (r.a) anlatıyor: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’ den işittim şöyle diyordu: “Kim yatsıyı bir cemaat içinde kılarsa sanki gecenin yarısını ihya etmiş gibi olur. Kim de sabah namazını bir cemaat içinde kılarsa sanki gecenin tamamını namazla geçirmiş gibi olur.”

Zikredilen hadis-i şerifler, camiye ve cemaate devam etmenin fazileti hakkındadır. Cemaate devam etmemek ayrıca mesuliyeti gerektirmektedir.

Hz. Ebu Hureyre (r.a)’dan, Resûlü Ekrem (sallallahu aleyhi vesellem) buyurdu ki: “Nefsimi yed-i kudretinde tutan Allah’a yemin ederim ki içimden şöyle geçiyor. Odun yığılmasını emredeyim, odunlar yığılsın. Sonra namazı emredeyim namaz için ezan okunsun. Daha sonra bir adamın mü’minlere imam olmasını emredeyim ve namaza gelmeyenlerin gidip evlerini yakayım.”

Bu hadis-i şerif sebepsiz olarak cami cemaatini terk etmenin bir mü’mine hiç yakışmadığını ifade etmektedir. Her ne kadar cemaatle kılınmayan namaz kabul edilse de, sevabı camide kılınana nazaran çok eksiktir.

Buna benzeyen hadislere binaen âlimler, cemaatle namaz kılmak hakkında ihtilaf etmişlerdir. Kimileri farz-ı ayn, kimileri farz-ı kifaye, kimileri vacib, kimileri de sünnet-i müekkede olduğunu belirtmişlerdir.

Cuma namazından başka farz namazların cemaatle kılınması Maliki ve bazı Şafiîlere göre de müekked sünnettir. İmam Ahmed b. Hanbel, Ebû Sevr, Davud-u Zahirî ve diğer bazı müçtehitlere göre de vaciptir. Bu halde bir şahsın cemaat yapmaksızın tek başına namaz kılması haramdır. İbni Rüşd, İbni Bişr ve bir kısım Şafiîlere göre de beldelerde farz-ı kifayedir. Her mescidde cemaatle namaz kılınması ise sünnettir. Her ferdin şahsına nisbetle cemaatle namaz kılması da mendubtur.

Hanbeli alimlerinin beyanına göre esasen cemaatle namaz, mukim ve sefer halinde vacib olup namazın mescidlerde cemaatle kılınması sünnettir. Bununla hem vacip, hem de sünnet yerine getirilmiş olur. Cemaatin farzı ayın olduğunu savunanlarda vardır.

Dinimizde cemaatle namaz kılmaya büyük bir ehemmiyet verilmiştir. Bu cemaat sevabına ermek ve bu ihtilaftan kurtulmak için mümkün mertebe cemaate devam edilmeli, sebepsiz terk edilmemelidir.

 Camileri ve cemaati sebepsiz olarak terk edenler, evleri caminin yakınında olduğu halde tembellik edip camiye gitmeyenler, hep mazeret uydurmayı huy edinenler şeytanın aldattığı kişilerdir. Şayet cami ve cemaatin önemini anlasaydık, uzak yerlerden dahi sürünerek gelirdik. Her gün sabah ezanlarında “namaz uykudan hayırlıdır” söylendiği halde, namazı bırakıp uykuya dalmazdık.

Mü’min camide sudaki balık misalidir. Balık sudan çıktığında nasıl ölürse, mü’min de camiden çıktı mı o derece sıkıntı çekmelidir. Camiler cennet bahçeleridir, beytullahtır. Cenab-ı Hakk’ın en çok sevdiği yerler camilerdir, en sevmediği yerler ise çarşılardır.

Müslim’in rivayetinde Allah Resûlü (sallallahu aleyhi vesellem)  şöyle buyurdular: “Allah’ın en çok sevdiği yerler mescidlerdir, Allah’ın en ziyade nefret ettiği yerler de çarşı ve pazarlardır.

Madem ki, yüce Rabbimizin en sevdiği yerler camilerdir, o halde ömürlerimizi en hayırlı yerler olan camilerde geçirmeye gayret sarf edelim. Camilere erken saatlerde gelip doldurmak hususunda yarış edelim. Maalesef günümüzde ise müslümanlar camilerden erken çıkma hususunda yarışıyorlar. Yağmur da yağsa, dolu da yağsa camiden çıkmaya çalışılıyorlar. Bu hareketler birer bahtsızlık örneğidir. Bazı zatlar vakitlerinin ekserisini camilerde geçirirlermiş ki, ecel geldiğinde en hayırlı yer olan camilerde ruhlarını teslim etsinler. Camiler o kadar güzel ve hayırlı bir yer ki, Mesciddeki çakıl taşları bile, kendilerini dışarı çıkaran kimsenin tekrar mescide koyması için Allah’a talebde bulunurlar.

Kıyamet günü herkes sıkıntılı bir durumda iken ve güneş çok yakıcı olduğu bir anda, yedi sınıf insan Allah-u Teala’ nın rahmet gölgesinde olacaktır. Onlardan biri de kalbi camilere bağlı olan (bir ihtiyacı için dışarı çıksa bile tekrar camiye dönmek arzusu taşıyan) kimsedir.

Kâinatın efendisi de şöyle buyurmuştur: “Camiye gitmeye alışık olan birini gördüğünüzde onun iman sahibi olduğuna şahitlik edin.”

Sebepsiz olarak cami ve cemaatten uzak olmak dinde yasaklanmıştır. Camilerin kapatılması sadece kapılarına kilit vurmakla mıdır? Camileri cemaatsiz bırakmak da camileri bir nevi kapatmak demektir. Unutmayalım ki camiler, cemaatle ve ibadetle şenlenir, ma’mur olur. Zaten bizler ömrümüzü boş yerlerde geçirmeye alışmışız. En kıymetli olan ömrü, sıhhati ve gençliği faydasız yerlerde harcıyoruz. Hâlbuki Allah dostları ömürlerini genellikle cami gibi hayırlı yerlerde geçirmeye çalışırlardı.

Madem ki, camiye cemaate devam etmek bu kadar önemli ve mükâfatı çoktur. Bizler de bunu ihya etmeye gayret edelim. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem)  ömrünün son vakitlerine kadar cemaate devam göstermiş. Savaş durumlarında dahi cemaatle namaz kılmıştır. İşte bu cemaat sevabına hakkıyla ermemiz için cami edeplerine de riayet etmemiz icap eder.

Şeytanın cemaatle namaz kılmayanlara musallat olacağı haberi verilmiştir. Ebu Derda (r.a.) Allah Resulü’nden şöyle rivayet etmiştir: “Karyede (köyde) veya hücrede olsun, üç kimse bir arada bulunduğu halde orada cemaatle namaz kılmazsa, muhakkak şeytan onlara musallat olur. Binaenaleyh cemaate devam ediniz. Muhakkak sürüden ayrılan koyunu kurt yer.”

 Ebu derda (r.a.)’ın başka bir hadis rivayeti de şöyledir: “Ezansız, namazsız köylerde oturma; böyle bir köyde oturmaktansa şehirde kal.”

Camileri ibadetle ihya edip şenlendirme hususunda camilerinde üzerimizde hakkının olduğunu unutmayalım.

Ashab-ı kiram’dan Abdullah b. Mes’ud (r.a) camide cemaatle namaz kılmanın önemini şöyle haber veriyor:

“Şu beş vakit namazı, ezan okunan mescidlerde cemaatle kılmaya bakın. Şüphesiz bunlar sünen-i hüda’dır (kuvvetli sünnetlerdendir.) Allah, Resûlü sünen-i hüda’yı açıklamıştır. Allah’a yemin ederim ki ben, kesin münafıklar hariç, sahabelerin beş vakit namazı cemaatle kılmayı terk etmediklerinin şahidiyim. Vallahi ben, iki kişinin koltuklarına girip -ayakları yerde sürünerek-saftaki yerine götürülen sahabeler gördüm. Sizden evinde namaz kılacak bir yeri olmayan yoktur. Eğer mescidleri terk eder de farz namazları evlerinizde kılarsanız. Nebinizin sünnetini terk etmiş olursunuz. Eğer Nebinizin sünnetini terk ederseniz, saptınız gitti demektir.”

Bu anlattıklarımızdan az da olsa caminin, cemaatin önemi anlaşılmıştır. Öyleyse böyle sevabı bol olan ibadetlerden geri kalmayalım. Cemaat zaten rahmettir. Hele bir de camilerde cemaat olmak ne kadar bereket ve rahmettir. İşte bizlerin dikkat edeceği husus camileri, ihmal etmememiz, namazlarımızı camilerde kılmamızdır. Başka yerlerde cemaatle kılınan namaz, yine camide cemaatle kılınan namaza ulaşamaz.

Onun için gönüllerimiz daima camilere bağlı kalmalıdır. Daima camilerde Allah’ı zikredip camileri şenlendirmeye çalışmalıyız. Cami düşmanlığı yapanlar, orada ibadet edilmesini engellemeye çalışanlar hakkında çok büyük vebal vardır. Yüce Rabbimiz o bahtsızların cezasını şöyle haber veriyor:

وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنْ مَنَعَ مَسَاجِدَ اللهِ اَنْ يُذْكَرَ فِيهَا اسْمُهُ وَسَعَى فِي خَرَابِهَا اُولٰئِكَ

 مَا كَانَ لَهُمْ اَنْ يَدْخُلُوهَآ اِلاَّ خَآئِفِينَ لَهُمْ فِي الدُّنْيَا خِزْيٌ وَلَهُمْ فِي اْلاٰخِرَةِ

عَذَابٌ عَظِيمٌ

 “Allah’ın mescidlerinde onun adının anılmasına engel olan ve onların harap olmasına çalışandan daha zalim kim vardır! Aslında bunların oralara ancak korkarak girmeleri gerekir. (Başka türlü girmeye hakları yoktur.) Bunlar için dünyada rezillik ahirette de büyük azap vardır.” 

Hiç şüphesiz mescidler, Allah (c.c.) ya ibadet yapılan yerlerdir. Oradaki ibadetleri engellemeye kimsenin hakkı yoktur. Orada Allah’tan başkasına yalvarılmaz. Sadece onun emir ve hükümleri söylenir. Bazı hocaların dünya menfaati için minberlerden insanlara gayr-i İslamî telkinler sunmaya da hakları yoktur. Camilerde sırf Allah’ın dosdoğru dini anlatılır. Hakkı söylememek ne kadar yanlışsa; batılı hak göstermek de elbette daha yanlış ve azabı daha şiddetlidir. Sırf camilerde Allah’a kulluk edileceğini yüce Rabbimiz Kur'an-ı Kerim’de şöyle bildiriyor:

وَاَنَّ الْمَسَاجِدَ لِلّٰهِ فَلاَ تَدْعُوا مَعَ اللهِ اَحَدًا

“Mescidler şüphesiz Allah’ındır. O halde, Allah ile birlikte kimseye yalvarmayın (ve kulluk etmeyin)”

Ey imanla nasiplenmiş kardeşlerim! Camilere ancak Müslümanlar, mü’minler sahib çıkar. Bizler Allah’ın evlerine sahip çıkalım. Ona maddi ve manevi hizmette bulunalım. Onu cemaatsiz ve ibadetsiz bırakmayalım. Camiye sahip çıkanlara camiler de ahirette lehlerinde güzel şehadette bulunacakları haberlerde varid olmuştur. Ata el Horasani de şunları söylemektedir: “Herhangi bir yerde secde eden bir kul için o yerler kıyamet gününde (lehinde) şahitlik eder.”

Rabbim, bizleri cami nimetinden istifade eden ve caminin kadir ve kıymetini anlayanlardan eylesin. Ve bizlerin kalbine cami ve cemaatin sevgisini koysun. Tıpkı balığın suyu sevmesi gibi… Kalbi daima camiye bağlı kalmasından dolayı arşın gölgesini kazanan kullarından eylesin! (âmin)

 
Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

SON DAKİKA HABERLER

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

NAMAZ VAKİTLERİ

TAZİYELER

tümü
https://www.bayramfm.com.tr/sedat-ucan-ilahileri-ilahi-ilahiler-dinle/
yukarı çık